Kemalpaşa'da kaçak yapı skandalı: Yıkım kararına rağmen vinç firmasına kiralandı!

İzmir Kemalpaşa'da hakkında yıkım kararı verilen ve doğalgaz hattı üzerindeki kaçak depo, sökülüp güçlendirilerek yeniden açıldı.

Siyaset Yayın: 27 Ekim 2026 - Salı - Güncelleme: 27.10.2026 09:15:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

İzmir’in Kemalpaşa ilçesi Ulucak Mahallesi’nde uzun süredir kamuoyunun meşgul eden ve hakkında yıkım kararı bulunduğu belirtilen kaçak depo tartışmaları, gelinen son aşamayla birlikte yeniden alevlendi. Aradan geçen zamana ve bakanlık talimatlarına rağmen yıkılmayan yapının şekil değiştirdiği, güçlendirildiği ve şimdilerde özel bir vinç ve konteyner firması tarafından ticari amaçla kullanıldığı iddiaları tepki çekiyor.

Olayın Geçmişi: İmar Barışı İptali ve Soruşturma Süreci
Tartışmaların odağındaki yaklaşık 5,5 dönümlük arazi, tapuda “tarla” vasfını taşıyor. Dönemin Yapı Kontrol Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı olan ve halihazırdaki Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen’in eşi Esin Türkmen adına kayıtlı olduğu belirtilen söz konusu alandaki yapıyla ilgili süreç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın devreye girmesiyle resmiyet kazanmıştı.

Şubat 2024’te Bakanlık; Mehmet Türkmen, dönemin Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalı ve ilgili belediye bürokratları hakkında soruşturma izni vermişti. İl Müdürlüğü ekiplerinin sahada gerçekleştirdiği incelemelerde, yapının İmar Barışı kriterlerini hiçbir şekilde karşılamadığı ve 7 Ağustos 2018 tarihinden sonra inşa edildiği tespit edilmişti.

Bu tespitin ardından yapının Yapı Kayıt Belgesi iptal edilmiş, “yanıltıcı beyan” gerekçesiyle ilgili mercilere suç duyurusunda bulunulmuş ve yerel belediyeye yapının derhal yıkılması yönünde açık talimat gönderilmişti. Ancak aradan geçen iki yıla rağmen yıkım gerçekleştirilmedi; yapının ortadan kaldırılmadığı, aksine varlığını sürdürmeye devam ettiği görüldü.

Uydu Görüntüleri ve Fiziksel Değişimler Dikkat Çekiyor
Yıkım kararına rağmen arazide ve yapıda yaşanan değişimler uydu görüntülerine de yansıdı. Yapının belirli dönemlerde söküldüğü, ardından yeniden kapatılarak güçlendirildiği anlaşıldı.

Özellikle geçtiğimiz aylarda çekilen ve son paylaşılan görüntülerdeki değişimler gözlerden kaçmadı. Daha önceki dönemlerde kenar kısımlarında pencere benzeri açıklıklar bulunduğu görülen yapının, son halinde bu açıklıkların tamamen tuğla duvarlarla kapatıldığı ve yapının daha dayanıklı bir hale getirildiği tespit edildi. Kaçak olduğu öne sürülen bu depo ve sahanın günümüzde özel bir vinç ve konteyner firması tarafından aktif olarak kullanıldığı iddia ediliyor.

 

Doğalgaz Boru Hattı Güvenliği Tehdit Ediyor mu?
Tartışmaların bir diğer kritik boyutunu ise bölgedeki altyapı güvenliği oluşturuyor. İzmir Gaz Boru Hattı’nın tam üzerinde yer aldığı ileri sürülen yapının, gelen yoğun tepkiler ve denetimlerin ardından fabrikanın biraz gerisine çekildiği iddiaları kamuoyunda geniş yankı bulmuştu.

Ancak bu süreçte doğalgaz boru hattının zarar görüp görmediği, hatta yönelik olası bir sızma, deformasyon ya da patlama riskine karşı yetkili kurumlarca kapsamlı bir teknik inceleme yapılıp yapılmadığı soruları hâlâ yanıt bulmayı bekliyor. Uzmanlar, kritik altyapı hatlarının üzerindeki veya yakınındaki bu tür yapılaşmaların büyük bir can ve mal güvenliği riski taşıdığına dikkat çekiyor.

 

Tartışmalı Satış ve Mülkiyet Değişikliği İddiaları
Krizin hukuki ve idari boyutunda mülkiyet hareketliliği de soru işaretleri yaratıyor. Tapuda "tarla" niteliğindeki arazinin geçtiğimiz ağustos ayında bir başka vatandaşa devredildiği öne sürüldü. Satış işlemi sırasında tapu bedelinin gerçek piyasa değerinin altında gösterildiği iddiaları da kamuoyunda konuşulan başlıklar arasında yer aldı.

Bu durum, tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı:

Söz konusu yapı hâlâ yasal olarak kaçak statüsünde midir?

Eğer kaçaksa, belediye tarafından bu alana herhangi bir ceza kesilmiş ya da yıkım kararı uygulanmış mıdır?

Hakkında yıkım kararı ve adli süreç bulunan bir yapı, idari işlemler tamamlanmadan nasıl el değiştirebilmiştir?

Hakkında yıkım kararı olduğu bilinen bu yapıyı satın alan yeni malikin, ilerleyen süreçte yaşayabileceği olası mağduriyetler karşısında “ayıplı mal” veya hukuki gerekçelerle nasıl bir hak talep edeceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Kamuoyu ve bölge sakinleri, aradan geçen zamana rağmen yıkım kararının neden uygulanmadığını, yapının kimler tarafından korunduğunu ve güvenlik riskleri barındıran bu alanla ilgili yetkili kurumların nihai olarak ne tür bir idari ve yasal adım atacağını merakla bekliyor.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.