İzmir Otogarı'nda haciz gerilimi: İZOTAŞ'tan "Otobüs seferleri etkilenir" uyarısı!
İzmir Otogarı'ndaki ikinci hacze itiraz eden İZOTAŞ, ulaşımın aksamaması için belediyeyle masaya oturup yatırıma hazır olduğunu açıkladı.

İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde (İZOTAŞ) devam eden hasılat haczinin ardından, aynı icra takip dosyası kapsamında terminaldeki işletme mallarına yönelik yeni bir haciz işlemi uygulandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi görevlileri ve zabıta ekipleri eşliğinde gerçekleştirilen işlemin ardından İZOTAŞ Hukuk Müşaviri Mehmet Dinçer kapsamlı açıklamalarda bulunarak hem hukuki sürece tepki gösterdi hem de belediyeye uzlaşma çağrısı yaptı.

"Aynı Alacak İçin Çifte Haciz 'Aşkın Haciz' Oluşturur"
Aynı kamu alacağının tahsili amacıyla hem günlük hasılata hem de işletme mallarına yönelinmesinin hukuka aykırı olduğunu savunan Mehmet Dinçer, bu durumun "aşkın haciz" teşkil ettiğini belirtti. Dinçer, yasal itirazlarını sürdüreceklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Kapılardaki fiilî para haczi devam ederken, aynı takip dosyası kapsamında işletme mallarının da kaldırılmak istenmesi, ölçülülük ve aşkın haciz yönünden hukuki değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Bu konudaki itirazlarımızı ilgili merciler önünde sürdüreceğiz. Burada yalnızca şirketimizin mali hakları değil, kesintisiz yürütülmesi gereken bir şehirlerarası ulaşım hizmeti de söz konusudur. İZOTAŞ’ın faaliyetlerinin durması yalnızca bir şirketi değil, her gün binlerce seferle sürdürülen şehirlerarası ulaşım hizmetini etkiler. Hukuki işlemler İzmir’in ulaşımını kesintiye uğratacak bir noktaya taşınmamalıdır."

"Otogar Sıradan Bir Ticari İşletme Değil"
Terminalin yolcular, otobüs firmaları, esnaf, çalışanlar ve kargo işletmelerinden oluşan devasa bir ekosistem olduğunu hatırlatan Dinçer, olası aksaklıkların şehre zarar vereceğine dikkat çekti: "İzmir Otogarı herhangi bir ticari işletme gibi değerlendirilemez. Burası 24 saat çalışan ve İzmir’i Türkiye’nin dört bir yanına bağlayan bir ulaşım merkezidir. İşletmenin faaliyetini engelleyebilecek her müdahale yolcuları, otobüs firmalarını, terminal esnafını ve çalışanları doğrudan etkileyebilir. Kurumlar arasındaki hukuki uyuşmazlığın şehirlerarası ulaşım hizmetini aksatmaması gerektiğini düşünüyoruz."

"Sözleşmedeki Öncelik Hakkımız Değerlendirilmeli"
İZOTAŞ’ın hukuki konumunun sadece işletme süresiyle sınırlandırılamayacağını belirten Dinçer, Yap-İşlet-Devret sözleşmesinde yer alan haklara değindi: "Yap-İşlet-Devret sözleşmesinde İZOTAŞ lehine düzenlenmiş bir öncelik hakkı bulunmaktadır. Bu hakkın, otogarın gelecekteki yatırım ve işletme modeli belirlenirken İZOTAŞ’ın teklifinin öncelikle değerlendirilmesini gerektirdiği kanaatindeyiz. Bu kapsamda teklifimizi de ilgili makamlara sunduk. Haciz uygulamalarının terminal faaliyetlerini durdurabilecek noktaya taşınması, İzmir’in şehirlerarası ulaşımını ve bu hizmetten yararlanan vatandaşlarımızı olumsuz etkileyebilir. Talebimiz, hukuki süreç devam ederken ulaşım hizmetinin kesintisiz biçimde korunmasıdır."
"Yatırım Yapmaya ve Terminali Yenilemeye Hazırız"
Mevcut otogarın yeniden inşasının ciddi bir yatırım maliyeti barındırdığının altını çizen Dinçer, İZOTAŞ’ın mevcut şartlarda yatırımsız devam etmek gibi bir niyeti olmadığını ifade etti: "Sözleşmeden doğduğunu değerlendirdiğimiz öncelik hakkımız çerçevesinde yeni yatırım yapmaya, terminali yenilemeye ve İzmir’e yakışan modern bir ana transfer merkezini belediyeyle birlikte hayata geçirmeye hazırız. İzmir’in ihtiyacı kurumlar arasında çatışma değil; kesintisiz hizmet, hukuka uygunluk, şeffaflık ve müzakeredir."
