Eflatun Saygılı’dan Tügva Gençliğine “Akıl, İman, Duruş” mesajı
Üç ayların başlangıcı ve Regaib Gecesi’nin manevi ikliminde İzmir’de gençliğe yönelik anlamlı bir buluşma gerçekleştirildi.

Üç ayların başlangıcı ve Regaib Gecesi’nin manevi ikliminde İzmir’de gençliğe yönelik anlamlı bir buluşma gerçekleştirildi. İzmir’de birçok vakıf ve STK kuruluşunda hizmet adına rol almış; sosyal sorumluluk çalışmalarıyla tanınan, iş hayatında ve özel hayatında hiçbir şekilde şaibeye bulaşmamış başarılı iş insanı Eflatun Saygılı, Regaib Gecesi’ne özel bir sohbetle TÜGVA Gençliği ’ne hitap etti.
Program, “Regaib kandilimiz mübarek olsun” temennileriyle başlarken; Eflatun Saygılı’nın konuşması, yalnızca bir kandil tebriği değil, aynı zamanda imanın nasıl inşa edileceği, gençliğin hangi tuzaklara düşmemesi gerektiği ve Mekke döneminin bugüne bakan dersleri üzerinden kurulan güçlü bir fikir akışına dönüştü.
“Mekke dönemi, davranıştan önce düşünceyi inşa eden bir okuldu”
Eflatun Saygılı, sohbetinde Asr-ı Saadet’in “Mekke dönemi ”ne dikkat çekerek, ilk 13 yılın ana ekseninin insan davranışlarını ayrıntılı biçimde düzenlemekten önce tasavvur ve iman inşası olduğunu vurguladı. Mekki ayetlerin, insan zihnini ayağa kaldıran “akletmez misiniz?” çağrılarıyla dolu olduğuna işaret eden Saygılı, iman ile akıl arasındaki bağın altını özellikle çizdi.
Konuşmanın temel hatlarından biri şu mesajdı:
“Bu varlık âlemi tesadüf değildir. Bir yaratıcısı vardır. İnsan bakmalı, sorgulamalı, akletmelidir.”
Eflatun Saygılı’nın en dikkat çeken vurgularından biri “adalet” başlığı oldu. İnsan aklının doğal olarak şu soruyu sorduğunu ifade etti: “Bu dünyada zalim ceza görmeden yaşıyorsa, adalet nerede tecelli edecek?”
Saygılı, bu sorunun cevabının ahirete imanla bütünleştiğini belirterek, “Allah’ın adalet sıfatıyla örtüşen denge ”nin aklen de kabul edileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Mekki ayetlerin, insanı hem aklen tatmin eden hem de kalbi mutmain eden bir sistem sunduğu vurgulandı.
“Muhammedü’l-Emîn: Daha peygamber olmadan toplumun vicdanında ‘güven’di”
Konuşmanın bir diğer önemli bölümü, Peygamber Efendimiz’in peygamberlik öncesi “Muhammedü’l-Emîn” olarak anılması ve toplumun güvenini kazanması üzerineydi. Saygılı, Kâbe’nin tamirinde Hacerü’l-Esved’in yerine konulması sırasında kabileler arasında çıkabilecek büyük bir fitnenin, Efendimiz’in ferasetiyle nasıl engellendiğini anlatarak, “güven” kavramının pratikte nasıl inşa edildiğini örneklendirdi.
Her kabileden bir temsilcinin, örtünün uçlarından birlikte tutarak taşı kaldırması ve Efendimiz ’in taşı yerine yerleştirmesi, gençler için adeta bir “liderlik dersi” olarak değerlendirildi.
“Mat ederek değil, kalbe girerek kazanılır”
Eflatun Saygılı’nın sohbetinde gençlerde karşılık bulan başlıklardan biri de iletişim ve tebliğ adabı oldu. “Onları güzel bir terk edişle terk et” mealindeki ayet üzerinden, tartışmanın kapıları kapatacak kadar sertleşmemesi gerektiğini vurguladı. Hayat tecrübesinden süzülen şu cümle ise dikkat çekti:
“Mat ettiğim hiçbir insanı kazanamadım.”
Bu söz, yalnızca dini bir nasihat değil; hayatın her alanında geçerli bir ölçü olarak dinleyicilerde karşılık buldu.
“Geride dönüp bakmamak: İman ile zan arasındaki ince çizgi”
Sohbette, Lût Aleyhisselâm kıssası üzerinden aktarılan “geride dönüp bakmama” emrinin, iman ile zan arasındaki farkı gösteren güçlü bir ders olduğu anlatıldı. Saygılı, “İman ‘zannediyorum’ değildir; ‘kesin inanıyorum’ demektir” vurgusuyla, gençliğe sağlam bir inanç omurgasının önemini hatırlattı.
“Takvim başka, özentileştirmek başka”
Regaib Gecesi’nin anlam dünyasıyla bağlantılı olarak, güncel bir başlık da gündeme taşındı. Saygılı, “takvimsel kullanımla, bir yaşam biçimi ve kutsama hâline getirme”yi birbirinden ayırarak; özellikle gençleri “özenti” üzerinden gelen kimlik aşınmasına karşı uyardı.
“Kaynaktan beslenin, araştırın, aklınızı işletin”
Konuşmanın genelinde en güçlü çizgilerden biri, “hurafe ile değil, sahih kaynaklarla buluşma” çağrısı oldu. Gençleri Kur’an ve sünnet merkezli okumaya, sağlam muhakemeye ve doğru kaynakla ilerlemeye davet eden Eflatun Saygılı, İslam’ı “başkalarının anlattığı kalıplarla” değil, araştırarak ve düşünerek anlamanın önemini vurguladı.
Regaib duasıyla tamamlanan program
Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği program, dualar ve hayır temennileriyle sona erdi. Regaib Gecesi’nin manevi ikliminde gerçekleşen buluşmada, üç ayların bir “muhasebe ve yenilenme fırsatı” olduğu vurgusu öne çıktı. Programın ardından birçok genç, sorularını yöneltmek ve sohbeti sürdürmek için salonda kalmaya devam etti.
